Home » Eğitim » Temel Lise ile ilgili temel bilgiler

Temel Lise ile ilgili temel bilgiler

İlk kez,Temel Lise kavramı “Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği” değişikliği ile eğitim hayatımıza girmiş oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) dershanelerin özel okula dönüşümünü öngören kanuna dayanarak Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği‘nde değişiklik yaptı. Değişikliğe göre, dershanelerden özel okula dönüşecek liselerin adı ‘temel lise‘ oldu.

2015-2016 Temel Lise Haftalık Ders Çizelgesi

Millî Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ‘Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Özel öğretim kurumlarının içerisinde yer alan ‘dershane’ ibaresin yönetmelikten çıkarıldı. Dershanelerin yerine yönetmeliğe ‘temel lise’ isimli yeni bir kurum eklendi. Temel liseler, dönüşüm programına alınan kurumların kurucuları tarafından açılan ve faaliyetleri 2018-2019 eğitim öğretim yılının sonuna kadar devam eden ortaöğretim özel okulları olarak tanımlandı.

Dershanelerin özel okula dönüşümü programı kapsamında açılan ortaokullar ile temel liselerin her sınıf düzeyinde kayıtlı öğrenci sayısı toplam kontenjanın yüzde 30’unu geçemeyecek. Okuldaki toplam öğrenci sayısı da kurum kontenjanından fazla olamayacak.

Okullar, haftalık ders çizelgesinde belirtilen saatler dışında veya cumartesi günleri kendi öğrencileri için valilik izni ile derslere takviye kursu açabilecek. Ancak, okullar 2014-2015 öğretim yılında pazar günleri de kendi öğrencileri için valilik izniyle derslere takviye kursları açabilecek.

Temel lise ile ilgili ideal-dergisi.com da yer alan bir yazıyı aynen paylaşıyorum,bu yazıda temel lise ile ilgili bir çok soruya cevap bulmuş olacaksınız.

Temel Lise Modeli başarılı olur mu?

Dershane ve Etüt Merkezleri’nin özel okullara dönüşüm başvuruları devam ederken “Temel Lise Modeli”nin başarılı olup olamayacağı tartışmaları da artarak devam ediyor. Dershaneler tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı diploma veren bir kurum olmak iyi gibi görünse de sisteme hızlı geçişin birçok sorunu da beraberinde getireceği söyleniyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershanelerin ve etüt merkezlerinin özel okula dönüşümünü sağlayan “Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u 14 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınladı. Ardından da “Temel Lise Modeli” esaslarının yer aldığı kılavuzu yayınlayarak dönüşüm için yedi başvuru döneminden ilkini 2 Haziran 2014 tarihinde başlattı.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın açıklamalarına göre başvurularda beşinci dönem devam ederken toplam 2 bin 9 dershane dönüşüm için başvurusunu tamamladı. Ancak bin 836′sı MEB tarafından dönüşüm programına kabul edildi. 1 Eylül 2015′e kadar Bakanlık tarafından MEBBİS üzerinden oluşturulan “Dönüşüm Programı Modülü” üzerinden başvurular devam edecek.

Dönüşüm süreci devam ederken diğer yandan “Temel Lise Modeli”nin başarılı olup olamayacağı üzerine tartışmalar da devam ediyor. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı Cem Gülan, sistemin bir anda değiştirilmesi yerine yavaş yavaş kademeler arası geçiş sistemini değiştirerek dershanelere olan ihtiyacın ortadan kaldırılması gerektiğini belirtirken, Kültür Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ahmet Said Yurtseven, uygulamaya geçmek için geç bile kalındığını söylüyor.

“Dershaneler kendi istekleriyle başka alana yönelmeliydi”

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı Cem Gülan, dershaneler yerine “Temel Lise Modeli”nin oluşturulma süreciyle ilgili, “Ülkemizde üniversitelere talep fazla ancak üniversite sayısı az. Ortaöğretim seviyesinde de kaliteli okul sayısı az olduğundan ortaöğretim ve yükseköğretime geçişte seçme ve yerleştirme modelleri uygulanıyor. Genç nüfusumuz da yüksek olduğundan sistem içindeki sınav baskısı ön plana çıkmış ve dershaneler hayatımıza girmişti. Ancak dershanelerin öğretim sistemi dışına çıkarılması konusunda yasa çıkartıldı. Bu yasaya göre dershaneler ya kapanacak ya da özel okula dönüşecek. Yani kapanmak dershanecilerin talebi değil, yasanın gereği. Oysa doğru olan yavaş yavaş kademeler arası geçiş sistemini değiştirerek dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldırmak ve dershanelerin kendi isteği ile başka alanlara yönelmesini sağlamak olmalıydı. Şimdi ciddi sorunlarla karşılaşma ihtimali mevcut.

Son iki yıldır uygulanmakta olan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) Modeli sayesinde ortaöğretime geçiş seviyesinde dershaneye olan ihtiyaç ciddi anlamda azaldığından dershanelerin büyük kısmı üniversiteye geçiş seviyesinde hizmet veriyordu. Bu nedenle zorunlu dönüşüm karşısında çoğunlukla seçilen kurum da “Temel Liseler” oldu.

“Daha ucuza hizmet verebilecekler”

Dönüşüm kolay olmadığından, bu kurumlara okullar için gereken fiziki standartlardan daha düşük standartlara sahip binalarda hizmet verme imkanının yanında daha az yüz yüze eğitim ve ikili eğitim hakları da tanındı. Verilecek diğer teşvikler yanında velilere verilmekte olan eğitim-öğretim desteği de bu kurumların zorlu olan dönüşüm süreçlerini hafifletecek. Sayılan nedenlerle Temel Liseler’in daha ucuza hizmet sunabilme imkanları olacak.

Ancak her ne şartta olursa olsun yarı kapasite ile çalışan 1500-2000 civarı mevcut lisenin yanına 1500-2000 arası yeni Temel Lise gelecek. Öğrenci kaymasının büyük oranda resmi liselerden olması beklense de tüm sistem çapında öğrenci hareketliliği kurumları etkileyecek. Temel Liseler’in bir geçiş dönemi kurumu olduğu unutulmamalı. Kanunda da yer aldığı gibi dört yıl içinde bu kurumların tasfiye edilmesi sağlanmalı ve okul olma şartlarına haiz yerleşim bölgeleri ve binalarda sağlıklı eğitim ortamları yaratılmalı” diyor.

“Üzerimize düşeni yapacağız”

Bu dönüşümün ortaöğretimde özel okulların kalitesini düşürüp düşürmeyeceği üzerine ise Gülan, “Temel Liseler de mevcut liseler de birer özel okul. Yani tümünün başarıları özel okulculuğun başarısı, tümünün hataları özel okulculuğun hatası olarak algılanacak. Kamuoyunun bunu Temel Lise veya mevcut liseler diye değerlendirmesi kolay değil. Belki basının belirlemeleri, haberleri ve değerlendirmeleri yön belirleyici olabilir. Bu nedenle tüm kurumların çok dikkatli olması, etik davranması ve eğitimin doğrularından ödün vermemesi son derece önemli. Bugün bırakın sisteme yeni girecek Temel Liseler’i, mevcut özel okullarda ve resmi okullarda ‘Hormonlu notlar’ problemi ile mücadele ediliyor. Sisteme yeni katılan Temel Liseler’den bir kısmı daha şimdiden bu tip tehlikeli vaatlerde bulunuyor. Bu ve benzeri konularda gerek Bakanlık gerekse de biz STK’lar üzerimize düşeni yapmaya gayret ederek özel okulların kalitesinin düşmemesi için gerekenleri yapacağız” diyor.

Özel lise sayısının artması sonucu fiyat rekabeti yaşanması ihtimaline karşılık eğitim kalitesinin düşüp düşmeyeceği üzerine, “Normal piyasa şartlarında fiyat rekabeti genellikle kaliteden veya güvenlikten ödün vererek mümkündür. Ancak temel liseler konusunda daha baştan üç konunun altı çizildi. Birinci konu, temel liselerde bir özel lisede bulunması gereken fiziki standartlar aranmayacak. Yani dershane olarak hizmet verdikleri binalarda dört yıl süre ile hizmet verebilecekler. İkinci olarak bu okullara daha az yüz yüze ders zorunluluğu getirildi. Yani mevcut liselerde 36-40 saat yüz yüze ders yapılırken, bu okullarda 25 saat civarında yüz yüze ders yapılıp diğer dersler uzaktan öğretim yoluyla yapılabilecek. Üçüncü konu bu okulların daha az yüz yüze ders yapma imkanları olduğundan sabahçı ve öğlenci diye ikili öğretim yapmalarına da olanak sağlaması.

“Mevcut özel liselerde sunulan kalitenin yakalanması mümkün değil”

Diğer verilecek teşvikler ve eğitim-öğretim desteğinin de etkisiyle bu okulların daha düşük bedellerle öğretim yapması mümkün. Ancak hiçbir zaman mevcut özel liselerde sunulan eğitim-öğretim kalitesinin yakalanması mümkün değil. Velinin de bu bilinçte olacağı ve fiyat kıyaslaması yaparken bu gerçeği göz önüne alacağını ummaktayız. Tabii ki temel liselerin bir kısmının da bu avantajları kullanmayıp haftada 40 saat veya fazla eğitim-öğretim yapması, tekli öğretim yapması, fiziki standartlarını yüksek tutması, öğretim kadar eğitime önem vermesi, teknoloji kullanımı, yabancı dil öğretimi, sosyal konulara, sanata ve spora ağırlık vermesi mümkün. Ancak bu tip bir temel lisede fiyatların mevcut özel okullar seviyesine çıkacağı görülecektir” diyen Gülan, şu an özel okullarda çocuk okutan velilerin ve hala özel okulları seçen velilerin hiçbir ücret alınmayan resmi liseler yerine özel okulları seçtiği düşünülürse fiyat kıyaslaması yaparken başka şeylere önem verdiklerinin ortaya çıkacağını söylüyor.

“Gecikmiş bir uygulama”

Temel Lise Modeli’nin aslında gecikmiş bir uygulama olduğunu belirten Kültür Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ahmet Said Yurtseven ise, “Daha önce de dershanelerin diploma veren, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar olarak hizmet vermesi gerektiğini söylüyordum. Bu yüzden gelinen noktadan memnunum” diyor. Veliler ve öğrencilerin haftanın yedi günü okul-dershane arasında koşturması yerine, hafta içi beş günde bu işlemleri yapıp hafta sonlarının kendilerine kalacağı için de uygulamanın faydalı olduğunu söylüyor.

Dershaneler yerine kurulan Temel Lise Modeli’ndeki diğer önemli nokta; önceden iyi eğitim kaygısı liseler tarafından, sınava hazırlama kaygısı ise dershaneler tarafından güdülürken yeni sistemde iki kaygının da Temel Liseler tarafından güdülmesi sonucu verilecek eğitimde herhangi bir kalite düşüşü yaşanıp yaşanmayacağı. Bu konuyla ilgili, “İki kaygı tek kurum altında birleşirse Temel Liseler hem kaliteli eğitim verecek hem de kaliteli eğitimin sonucu öğrencilerini bir üst sınava hazırlamış olacaklar. Bilindiği gibi sınav soruları tamamen okul müfredatından çıkar. Okul, öğrenciye kaliteli ve nitelikli eğitim verirse sınavlara da hazırlamış olur” diyor Yurtseven.

Bu konunun dönüşümün hayati önem taşıyan noktalarından biri olduğunu söyleyen Gülan ise, “Her iki kurum gurubunu da zorlayan gerçekler karşımıza çıkıyor. Eskiden okullar haftada 40 saate yakın eğitim-öğretim vererek sağlam bir temel yaratmakta, dershaneler bunun üzerine haftada 12-21 saat arası takviye yaparak sınavlara hazırlamakta ve öğrencilerin eksiklerini gidermekteydi. Şimdi temel liseler olsun mevcut liseler olsun her iki ihtiyacı da tek başlarına karşılayacaklar. Çünkü öğrencilerin dışarıda gidecekleri yasal bir kurum yok.

İki tarafın da işi zor

Dolayısıyla Temel Liseler’e dönüşen dershanelerin işi çok zor. Öğrencilere takviye vermek ve sınav alışkanlığı kazandırmaktan önce konuları öğretmek ve okul öğrenmesini ölçmeyi öğrenmek zorundalar. Çünkü dershane öğretmenleri iyi özet yapan ve sınava hazırlama yöntemlerini iyi bilen kişiler olup karşılarına belli bir amaçla gelen ve almaya hazır öğrencilerle çalışan öğretmenler. Oysa şimdi pedagojik sorunlar, not vermek, konuları yayarak öğretmek ve temel vermek gibi konularla uğraşacak ve bunun yanında disiplin sağlamaya uğraşacaklar. Bunları sağladıktan sonra takviye ile eksikleri gidermek ve sınav teknikleri kazandırmak alanına geçecekler. Üstelik düşük fiyat diliminde çalışmak istiyorlarsa bunu 25 saat yüz yüze öğretimle yapmak zorundalar. Daha önce belirttiğimiz gibi bu kurumların da 40 ya da 50 saat haftalık çalışmayla bu işin üstesinden gelmek isteyenleri olacaktır ancak onların ücretlerinin düşük olması mümkün değil.

Mevcut özel okullara gelince, üniversiteye geçiş sisteminde YÖK ve ÖSYM şu ana kadar hiçbir değişiklik yapmadığından, bu kurumların da işi çok zor. Çünkü öğrencinin eksiklerinin takviye edilmesi ve sınav teknikleri konusunda çalışmaya ihtiyaçları var. Mevcut okullar bu işi bilmeyen öğretmenlerini eğitmek ya da bu alanda eğitimi olan öğretmen bulmak, yöntem ve doküman tedarik etmek zorunda. Bunları yaparken harcamalar oluşacak ve haftalık 40 saate varan ders saatleri 50-52 saatlere çıkacak. Fiyat rekabeti gerçeği söz konusu olduğundan bir çoğu bu hizmetler için veliden ücret talep edemeyecek ve gerçek anlamda eğitim veren kurumlarda karlılık yüksek olmadığından bütçe kalemleri arasında fedakarlık yapmak zorunda kalacaklar.

“Dershaneler okullaşacak, okullar dershaneleşecek”

Bir anlamda dershaneler okullaşırken, okullar dershaneleşecek. Önemli olan ibrenin okullaşma tarafında kalması ve eğitim-öğretime yakın durması. Bu konuda Bakanlığın beyanatları açık; dershaneleşmeye karşı mücadele edilecek. Biz STK’lar da eğitimin doğrularının hayata geçmesi için gayret sarf edeceğiz” diyor.

Dershanelerin Temel Lise Modeli’ne dönüşümüyle ilgili tartışmalar sürerken sistemin daha iyi işleyebilmesi için önerilerini de sorduğumuz Gülan, yola hazır olunmadan çıkıldığını belirterek, “Ancak böyle oldu diye eğitim-öğretime zarar vermek kader değil. Süratle kademeler arası geçiş sistemlerinin gerekçelerini ve süreçlerini değerlendirmek gerekiyor. Öncelikle eğitime ayrılan pay arttırılmalı. Sınırları belli olan bir bütçe ile bunu yapmak ancak bazı alanlardan fedakarlık ile mümkündür. Bu nedenle ulusal kampanyalar düzenlenmeli ve toplumun eğitime katkıları bir kez daha hayata geçirilmeli. Bu yolla öncelikle kurumların eksikleri giderilmeli ve kurumlar arası kalite farkları ortadan kaldırılmalı. Kurum eksiği ve kalite farkı bir gün ortadan kalkarsa insanlar geçiş sınavları yerine evlerine en yakın okulu seçecektir. Kısa vadede kademeler arası geçiş sistemi ile ilgili çalışmalar yapılmalı. Örneğin, TEOG bir anlamda sistemin rahatlamasını sağlayıp dershaneye olan ihtiyacı ortadan kaldırıp, okullarda yapılan takviyeyi yetecek hale getirdi. Yerleştirme ayağı halledilip sınavların yedinci ve altıncı sınıfa da inmesiyle buradaki sorun tamamen kaldırılabilir.

Yükseköğretime geçiş konusunda da tüm paydaşların önerileri dikkate alınarak çözümler üretilebilir.

Yaşanan dönüşümün geri dönüşü mümkün gözükmüyor. Hal böyle olunca dönüşüm okullarının dört yıl içinde kesin olarak sağlıklı öğretim ortamlarına taşınması konusunda çaba harcanmalı. Zorlu geçecek dört yıl boyunca kurumlar desteklenmeli, adil rekabet ortamları yaratılmalı ve etik davranışların sergilenmesine özen gösterilmeli” cevabını veriyor.

Konuya dönüşüm yaşayan dershaneler tarafından yaklaşan Yurtseven ise, “Milli Eğitim Bakanlığı, dershanelere baktığı gibi Temel Liseler’e bakmamalı. Temel Liseler’in Milli Eğitim’in özelleşmede büyük bir açığını kapatacığını, sıkı denetim ve kaliteli eğitimle ülke eğitimine katkıda bulunacağına inanıyorum” diyor.

“2 bin 9 dershane dönüşüm için başvurdu”

Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk olan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerin temel lise modeline dönüşümü ile ilgili son rakamları açıkladı. Dönüşüm için 2 Haziran tarihinden itibaren başvuruların dönemler halinde başladığını söyleyen Bakan Avcı, ilk dönemde 327, ikincisinde 240, üçüncüsünde 182 ve dördüncüsünde 885 dershanenin dönüşüm için müracaat ettiğini açıkladı ve “Böylece ilk dört dönemde bin 634 dershane dönüşüm programına kabul edildi” dedi.

Bakan Avcı, devam eden beşinci başvuru döneminde, açıklamayı yaptığı güne kadar 375 dershanenin daha dönüşüm için başvurduğunu söyledi. Başvuru yapan toplamda 2 bin 9 dershaneden bin 836′sının dönüşüm programına kabul edildiğinin bilgisini verdi.

Müracaat eden sayısı artıyor

Müracaat sayılarına ve tarihlerine baktığımız zaman enteresan bir şey görüldüğünü belirten Bakan Avcı, “Başvuran sayıları birden bire artıyor. Neden? Çünkü dershanelerle ilgili yasanın iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış bir müracaat var. Bazı dershane grupları, bu müracaatı yeni öğrenci kaydedebilmek için özellikle kullandılar. Yani velilere ve kamuoyuna şu mesajı verdiler: ‘Merak etmeyin, Anayasa Mahkemesi’nden dönecek. Dershaneleri kapatamayacaklar, dönüştüremeyecekler. Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal edecek’. O nedenle dershaneler de müracaatlarında gevşek davrandılar. Oysa yasa, ne kadar erken müracaat ederse dönüşüm için bir kurum, o kadar teşvikten yararlanma imkanı sağlıyor. İlk müracaat edenler, daha çok teşvikten yararlanıyor. Son müracaat edenler daha az yararlanıyor” dedi.

Kaynak:ideal-dergisi.com


2 yorum

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930